BAŞKANDAN

SİTE İÇİ ARAMA

 

BİR AYET

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

"Onlar ALLAH'ı bırakıp hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu İsa'yı, ilah edindiler. Oysa onlarda ancak bir olan ilaha ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Ondan başka ibadete layık ilah yoktur. O, onların şirk koştukları şeylerden münezzehdir."

(Tevbe Sûresi, 9/31)

BİR HADİS

Ebü Rukayye Temîm İbni Evs ed-Darî radıyallahu anh' den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem :

"Din nasihattir" buyurdu. Biz kendisine:

- Kimin için nasihattir? dedik. Peygamber Efendimiz:

- "Allah, Kitabı, Resulü, mü'minlerin yöneticileri ve tüm müslümanlar için nasihattir" buyurdu.[1]

[1] Müslim, İman 95. Ayrıca bk. Buhari, İman 42; Ebü Davüd, Edeb 59; Tirmizî, Birr 17; Nesaî, Bey'at 31, 41

BİR SÖZ

Allah'ın kelimeleri meşe yaprağı gibi sararıp düşmez;çam yaprağı gibi ilelebet yeşil kalır

LİNKLER

SİTE TAVSİYESİ

Arkadaşınızın Adı

 

E-mail Adresi

 

Sizin Adınız

 

Sizin E-mail Adresiniz

 

NAMAZ SAATLERİ

HAVA DURUMU (KOCAELİ)

SAYAÇ

Bugün 36893
Toplam 22945530
En Fazla 206929
Üye Sayısı 420

28 Şubat’ın rüzgârı sert esiyor bu romanda

Sabiha Ateş Alpat’ın ‘Sevda Uğruna’ romanı, 28 Şubat günlerini Mekke’ye ve Asr-ı Saadet’e bağlıyor..
15/09/2012 - 23:21

Bir roman niçin yazılır? Kimlere yazılır? Yazarın zihninde, hayalinde canlandırdığı, kurguladığı konu, olay ve olguları okuyucuya hikâyemsi yazı diliyle uzunca sunmasıdır, denilebilir kısaca roman nedir diye sorulduğunda. Yazar, öyle bir anlatışla aktarır ki hayalindekileri, okuyucuyu meraklı bir mecraya sürürler. Hikâyeler gibi değildir roman, daha uzunca yazılır. Bu topraklarda, meramını roman yazarak anlatma ülküsünde olan müstesna güzel insanlardan birisi de Sabiha Ateş Alpat’tır. Şimdiye kadar biri deneme, onbiri roman olmak suretiyle toplam oniki kitaba imza atmıştır yazar.

Bütün eserlerinde edebiyattan ziyade, ebediyetin derdini, kaygısını, sevdasını taşımaktadır Alpat. Okuyanlar edebî yönden eleştiri kıskacına alabilirler yazarı; onlar eleştirilerini sunadururken, biz diğer yandan yazarın şu sözünü dikkate alarak okumaya devam edelim kendisini: “Süslü cümleler kurmayı değil, köklü sevdamı içimden geldiğince yazmayı yeğlerim.” Roman sahasında çok kalem eskitmiş birisi olan Emine Şenlikoğlu’nun eserlerinde de aynı vakayı görebiliyoruz. Gaye, davadır bu dertli insanlarda, anladığımız bu.

Tabi zehrin müsebbibi yazar değil, yaşanılanlardıSabiha Ateş Alpat

Fıtratımın öngördüğü yönde bilinçlenmeye henüz başladığım günlerden bugüne, Müslüman kalemlerin mürekkeplerinden süzülen çok sayıda roman okudum, okuyorum. Emine Şenlikoğlu’nun Hristiyan Gülü romanına kadar, Hristiyan Gülü de dâhil, bütün roman türü eserlerini okumuşluğum var. İkibin yılında Erzincan şehrinde dershaneye gittiğim günlerde, Doğu Anadolu’nun bu şirin vilayetinin anılmaya değer güzide mekânlarından birisi olan Meşale Kitap Kültür Merkezi (MKKM)’nde Ravza Yayınları’nın romanları yeni yeni raflardaki yerlerini almaya başlamıştı.

Nehir Aydın Gökduman’ın bütün romanlarını aralıksız ve soluksuz olarak okuduğumu bugün gibi hatırlıyorum; özellikle de Güller Ağlar Ülkemde ve Düşler Ümitler ve Yarınlar dimağımda tazeliğini koruyor hâlâ. Yine Sadullah Aydın’ın Büyük İmam’ı konu edinen eseri Ölüme Gülümseyen Adam, Yusuf Sezgin’in Güneşin Doğduğu Yer, Aysel Turan’ın Ölmesini Bilenler, Mehmet Beyhan’ın Sabır Dağı, Muhacir Müslim Nurullah (Adem Saraç)’ın Dalından Koparılan Çiçek ve Ayrıldıkça Kavuşanlar isimli romanları okumaya doyum olmayan romanlardı. (Tabi MKKM’nin sahipleri olan iki güzel Müslüman İbrahim Turan ve Selami Doğan ağabeyler şimdi esnaflık yolunda ilerliyor ve Meşale’nin yerinde ise, ‘yeller esiyor’ demek eksik olur ama, ben daha kibarca iş yerleri esiyor diyeyim.)

Sonra takvimler ikibinüç yılı Temmuz ayının günlerini yaprak yaprak sayarken, ben Kayseri’de Mehmed Göktaş Hocanın Okyanus Kültür Merkezi isimli kitapevinde çalışır vaziyette buluyorum kendimi. Genelde sabahları erkenden gelir, ben açardım dükkanı ve müşteri ıssızlığından istifade hemen yanıbaşımdaki raflardan Sabiha Ateş Alpat romanlarına uzanırdım. İlk Sarsılmadan Uyanmak’ı okumuştum. Yazar sarsılmamayı önerirken, hücrelerimde alabildiğine bir sarsıntı hasıl olmuştu. Sarsılmadan Uyanmak’ı Ölüm Çiçekleri, Kardeş Kurşunu ve Ana Yüreği izlemişti. Lezzetine doyum olmuyordu bu kitapların. Sanki yazar, cümlelerine bal tadı zerk etmişti...

Lakin eserlerde konu edinilen acı olaylar o bal tadını zehre dönüştürebiliyordu zaman zaman. Tabi zehrin müsebbibi yazar değil, yaşanılanlardı. (Romanlarının her birinde bilinç aşılama amacında olan yazar, tevhidî bir anlam ve yaşam dünyası kurmayı hedef edinmiştir.) Zaman ilerledikçe yazarın yeni çıkan kitaplarını takip ettim ve alır almaz da soluksuz okumaya koyuldum. Zamanın Zeynebi’nde duygularım öyle bir hale gelmişti ki, heyecanım tavan yapmıştı. “Modern zamanlarda mümine bir insan ancak böyle ayakta durabilir, yol alabilir” dedirtmişti bana.

Sabiha Ateş AlpatHidayeti buldular, tamam ama ya sonra?

Çokça roman sahifesi çevirmiş birisi olarak içimde bir uhde vardı: Dindar yazarların romanlarındaki genel atmosfer şöyledir: Kahramanlarımız önceki rezil ve sefih hayatlarından tevbe ederek sıyrılır ve hidayet güneşiyle hayatlarına yeni bir pencere açarlar. Ve bu minval üzere mutlu-huzurlu olarak giderken ya roman biter ya da ölüm gelip bulur onları. “Acaba”, diyordum, “romancılarımız eserlerinde hidayet yoluna koyularak şeref bulmuş kahramanlarının bu hal üzere nasıl devam ettiklerini, zorluklara, güçlüklere ve musibetlere karşı nasıl sabır-direnç gösterdiklerini neden yazmazlar, yazamazlar?” Yani buldukları, buluştukları hidayet kaynağıyla nasıl hayata devam edilir, ne badireler atlatılır, zulümlere nasıl göğüs gerilir, dava yolunda dökülme tehlikesine karşı nasıl amansız mücadele verilir vs. bunları yazmama, yazamama sebepleri nedir?

İşte, Beka Yayınları’ndan çıkan Sevda Uğruna isimli taze romanında Sabiha Ateş Alpat, benim bu sorularıma nisbeten cevaplar vermiş. Eserde, 28 Şubat günlerini gündemleştirme, unutturmama, hafızalarda tazeliğini koruma amacının güdüldüğünü, okumaya başlandığında farketmek hiç de güç değil. Yoğun bir Mekke havası soluyorsunuz sayfalara daldıkça. Yaşadıkları her olayın, işledikleri her konunun Allah’ın Rasulünün Mekke dönemiyle özdeş kılındığını görüyorsunuz. Kendinizi, bazan Bilal misali kızgın çöl kumlarına yatırılmış halde koca kayaları göğsünüzde taşırken, bazan Yasir ailesi gibi işkence ve acı sofrasında, bazan Habbab gibi vücudunuzun demirlerle dağlandığı melanet ortamlarında buluyorsunuz.

O kadar çok Erkam’ın evine girip çıkıyorsunuz ki, sizin ashab-ı kiramdan ayrı seçilecek yanınız kalmıyor. Rasulullah’ın dizinin dibinde, gözünün önündesiniz çoğu kere. Roman kahramanları kendilerini yoğunlukla Mekke dersinde/derdinde görürler. Belki de okuyanını bu kadar sıklıkla Mekke’ye götüren, Mekke dönemini yaşatan, sokaklarında usulca süzdüren başka bir roman yok diyebiliriz. Asr-ı rezaletten Asr-ı Saadet’e uzanan bir köprü görevi üstlenmiş bu eser.

28 Şubat rüzgârı romanın içinde de sertçe esiyor

Sevda Uğruna romanında, kahramanların üretilmiş şahsiyetler olmaktan ziyade, hayatın içinden seçilmiş olmaları dikkat çekici. Hayatın içinden olmakla beraber, kelimenin tam manasıyla, kadınıyla ve erkeğiyle, hepsi birer dava adamıdırlar. Zor zamanların insanı nasıl olunurmuş, bunu işliyor yazar karakterleri vasıtasıyla.Sabiha Ateş Alpat

Yine yazar Sabiha Ateş Alpat, okuyanların üzerinde, roman karakterlerinin şahsında tevhidî havalar estirme derdindedir. Karakterlerin söz ve fiillerini oluştururken ve vahyi baz alarak hayat sürme profilini yerleştirmeye çalışırken ayet ve hadislerden yararlanmakta asla cimri davranmıyor. Yer yer Mekkî surelerin bazılarının tamamının mealinin paylaşıldığını görüyorsunuz. Şahısların, kendilerini ayetlerle diriltme iştiyakını roman boyunca diri tutmayı başarmalarından olacak ki, uzun uzun ayetlerin tamamını okumaktan kesinlikle sıkılmıyorsunuz. Zaten ayetlerde romanı, romanda da ayetleri buluyorsunuz, denebilir.

28 Şubat rüzgârının dalga dalga ve sert sert esmeye başladığı günlerin alevini iliklerine kadar hisseden ve o kara-ayaz günleri bizzat yaşayan yazar Alpat, bunu eserinde aynıyla işlemiş ve roman kişilerini olayların tam ortasına sürüklemiştir. Onlar, kıyıda- köşede pinekleyenlerden değil; bilakis kavganın ve davanın tam orta yerinde, mücadele saflarının en önlerinde yılmak ve yorulmaksızın yol alma sevdasındadırlar. Sevda uğruna canlarını sunmayı seve seve göze almışlardır. Zorlu ve sıkıntılı geçen günlerde ders halkalarını asla feshetmemişler, birbirleriyle irtibatı hiç koparmamışlar. Kahramanlar, birlikten dirlik doğacağını ve böylece hakikî ümmet olunacağını an be an hatırlatıyorlar unutmaya yüz tutmuş silik ve sinik beyinlere ve zihinlere.

Mühim ve diri hatırlatmalar, fikirler, ilkeler va’z eden bir roman çalışması

Bu eseri çok beklemiştik yazarımızdan. Laf olsun diye söylemedim bunu, ki bu bir Müslüman yakışan tavır değildir, gerçekten beklediğimize çok ama çok değdi. Sevdasını alnının çatına yazanlara ve yazması gerekenlere ya da yazdığını kabul edenlere mühim ve diri hatırlatmalar, fikirler, ilkeler va’z eden bu roman çalışması; İslam davasını ve sevdasını unutup terk edenlere, derinlerden yükselen “şefkat tokadı” niteliği taşımaktadır. “Adam, roman değil mi alt tarafı işte?” kayıtsızlığına, çatış kaşlarımızı hafifçe yumuşatarak “yok öyle değil işte!” cevabını vermekle yükümlü tutuyoruz kendimizi.

Romanın içeriği, ne benim anlattıklarımla sınırlı, ne de tamamen sözlerimden arîdir. Kadim bir okuyucusu olarak yazarımızdan bulunacağım bir istirhamımla, ki bulunma hakkını üzerimde görüyorum, sözlerimin sonunu getireyim: “Bizi kaleminin tadından daha fazla mahrum bırakmasın.” Selam ve hürmetlerimi sunarak eksik olmasınlar; hep ama hep ‘fazla olsunlar’ diyorum.

 

Fatih Pala yazdı

 

 

DİĞER HABERLER

Tevhid Ekseni
Tevhid çağrısının dillendirildiği her devirde bu çağrının aslında bir devrim, bir inkilap olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle o dönemin Firavunları, Nem
28 Şubat’ın rüzgârı sert esiyor bu romanda

Sabiha Ateş Alpat’ın ‘Sevda Uğruna’ romanı, 28 Şubat günlerini Mekke’ye ve Asr-ı Saadet’e bağlıyor..

Zamanın Zeynebi Sabiha Ateş Alpat!


Umudumuzu diri tutan, güzel çalışmalara imza atan güzel insanlardan biri de muhtereme Sabiha Ateş Alpat Hoca Hanımdır. Diyen YAzar FERHAT ÖZBADEM Sa
SILAYA HASRET
sevdası olmayanlar hasret çekemez,Hasret çekmeyenlerin vuslatı anlamaları mümkün değildir...
Yozlaşmış Duygular
Kendinizi bulacak eriyen gençliğimizi göreceksiniz
Kardeş Kurşunu
Güneş Doğudan Doğar
Kürt halkının hikayesi roman diliyle bu kitapta
Evladımı Geri Verin
Modernizmin Kurbanları
YENİ KİTABIMIZ ÇIKTI ALDINIZ MI !
Zamanın Zeynebi

n

Sarsılmadan Uyanmak

n

Ana Yüreği
5 Muharrem 1439

DUYURULAR

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı

Şifre:

 

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

ANKET

Seçenekler

Sonuçları Göster

MAKALELER

RÖPORTAJLAR

İKTİBAS YAZILAR

BOYKOT EDİYORUZ

ONLINE KURAN

Kabe İmamı 24 Saat Kuran
Ahmet el Acemi Kuran Meali
Mealli Hatim  

FOTO GALERİ

Kutsal Mekanlar

Faaliyetlerimiz

Medine

 
 
 
Levitra Levitra Cialis Viagra Levitra Viagra Cialis Viagra Cialis Cialis Levitra

www.zeynepder.org sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Viagra Generico Viagra Soft Compra online il Viagra Levitra Roma Lovegra Cialis Generico Levitra Generico Compra Levitra In Italia Comprare Kamagra Gold Kamagra Fizzy Tabs Acquisto Viagra Gold Levitra On Line Australia Vendita Vardenafil In Europa Disfunzione Erettile Ultrasuoni Test Pacchetti Generica Disfunzione Erettile Maschio Disfunzione Erettile Maschile Comprare Viagra Super Active Disfunzione Erettile Idrocele Levitra 20 Mg Foglio Illustrativo Levitra In Farmacia Serve La Ricetta Acquisto Levitra Professional
Scarpe nike air force Reebok Adidas Scarpe nike sb air jordan adidas nike shox hogan Scarpe scarpe calcio Tiffany christian louboutin Scarpe Adidas superstar